28 Mart 2012 Çarşamba

KİTAP KURDU

KİTAP OKUMAYI ÇOK SEVDİĞİMİ SÖYLEMİŞ MİYDİM? İŞTE EN EN EN YENİ KİTAPLAR..
HEPSİ BENİMMMM :)))
   

AKİF KÖŞEM

           


 AKİF'İM.. ÜSTADIM..                                                                                                                DENİZ RUHLU ŞAİRİM.. ÇOK GERİLERDEYİM, BOYNUM BÜKÜK,                                                                                                                                                                 BİR SEN ARIYORUM..



 
 
 
         Korkma!

Cehennem olsa gelen, göğsümüzde söndürürüz.
Bu yol ki Hak yoludur, dönme bilmeyiz, yürürüz;
Düşer mi tek taşı sandın harim-i namusun,
Meğer ki harbe giden son nefer şehid olsun.
Şu karşımızdaki mahşer kudursa, çıldırsa,
Denizler ordu, bulutlar donanma yağdırsa,
Bu altımızdaki yerden bütün yanardağlar
Taşıp da kaplasa âfakı bir kızıl sarsar,
Değil mi cephemizin sinesinde iman bir;
Sevinme bir, acı bir, gaye aynı, vicdan bir;
Değil mi ortada bir sine çarpıyor, yılmaz,
Cihan yıkılsa emin ol bu cephe sarsılmaz!

Müzik Kutum

Bu ara en çok dinlediğim şarkı :)  <3


..KABUS DERSLER..

                   SİZ TARİHTEN HİÇ KORKTUNUZ MU?? :D

     Arkadaşlar sizlere bir zamanlar en çok korktuğum dersten bahsetmek istiyorum biraz..
     İlkokul 4 ve 5. sınıfta tarih benim korkulu dersimdi. Tabi o zaman hayat bilgisi adı altında işleniyordu Tarih Dersleri.  Tarih kelimesini duyar duymaz terlemeye başlardım :)) Çünkü Tarih Dersimize giren sınıf öğretmeniz sert bir adamdı ve komşu olmamıza rağmen bana bile yumşak davranmazdı. Sürekli azar işitirdik sürekli sıra dayağından geçerdik.. Ahmet Öğretmen hakkında böle şeyler düşünen tek kişi ben değildim tabi. bütün sınıf arkadaşlarımla aynı duyguları paylaşırdık Ahmet Öğretmen hakkında.. Hatta arkadaşlarım lakap bile takmıştı Ahmet Öğretmenimize :) Tarih derslerinin olduğu günler hasta numarası yapar, okula gitmezdim. Annemi kandırırdım karnım ağrıyor diye.. Evet bu çok kötü birşey biliyorum hemen suratınızı ekşitmeyin ama küçüklük işte.. Bir gün yine Tarih dersimiz var ve benim konu anlatmam lazım. Ama ben nasılsa anlamayacağım anlatamayacağım korkusuyla kitabı elime bile almamıştım. anneme yine karnım ağrıyor derim, okula gitmekten kurtulurum diye düşünüyordum. Ancak öyle olmadı, başıma neler geldi neler.. Ben konuyu anlatacağım gün gerçekten hastalandım gözlerimi bile açamayacak haldeydim. Anneme de okula gidemeyeceğimi hasta  olduğumu söyledim. A ma her seferinde bana inanan annemin bugün inanmayacağı tuttu. Zorla beni kaldırdı gideceksin okula diye. Meğer Ahmet Öğretmen anneme gelip; ''Rabia tarih derslerine gelmemek için seni kandırıyor hasta numarası yapıyor, sakın göndermemezlik etme'' demiş.. Neyse kalktım okula gittim konu anlatmak için sıramın gelmesini bekliyorum. ama anlatıcak brşeyim yok çalışmadım ki.. en fazla sınıfa rezil olur otururum diye düşündüm kara tahtanın önünde.. Ve işte o an geldi, tahtadayım. Tek kelime etmeden boş gözlerle sınıfı seyrediyorum. Sonra birden gözlerim kararmaya. soğuk soğuk terlemeye başladım.. ardından da müthiş bir mide bulantısı.. Kendimi daha fazla tutamadım sınıfın ortasına, herkesin gözleri önünde kusuverdim. Yoktur herhalde böyle bir rezillik. O kadar utandım ki o an fare deliği bulsam girip sonsuza kadar çıkmayabilirdim. evet arkadaşlar sevmediğim bir dersten bu şekilde tamamen soğumuştum. Kapalıydı artık bütün kapılarım Tarihe. 
      Sonra büyüdüm, her ne kadar fiziksel olarak şu an bunu gösteremiyor olsamda evet büyüdüm, büyüdük.. Tarih gönlümde yara..Zamanında Tarih'i yeteri kadar öğrenemediğim için kızıyorum kendime. Tarih o kadar önemli bir dersmiş ki meğer, önyargılarımdan dolayı yaklaşmamışım hiç. Arkadaşlar ben artık seviyorum Tarih'i. Tarih okudukça öğreniyor, öğrendikçe mutlu oluyorum. Ne boş geçirimişim yıllarımı bu dersten uzak kalarak diyorum. KORKULAN DERSİN ÜZERİNE YÜRÜNMELİ! Ben artık bunu bilir bunu söylerim. İnanın çok şey kaybediyoruz sevemediğimiz derslerden. Eksikliğimizi sonra sonra fakediyoruz. Bazı şeyler yerinde ve zamanında öğrenilince anlam buluyor.
           Sözü uzatmıyorum ve diyorum ki ''GEÇMİŞİNİ BİLMEYEN GELECEĞİNİ BİLEMEZ!!''

ELİF ŞAFAK AŞK


         Elif Şafak’ın Aşk isimli romanı Ella Rubinstein’ı tanımamızla başlıyor . Ella kırklı yaşları bitirmeye yaklaşmış , üç çocuk annesi evli bir Amerikalı hanımdır . Evliliğinde uzunca süredir ciddi problemler yaşıyor olsa da kendisini bu sorunları adeta görmemesi gerektiğine inandırmış bir karakterdir . Eşi onu aldatıyordur ve Ella bunu bilmesine rağmen fark etmezlikten gelmektedir . O kendini daha çok çocuklarının bakımına , evinin işlerine , büyük kızının aniden ortaya çıkan evlilik hayalleri ile mücadeleye adamıştır . Kısacası yaşamın ona getirdiği koşuşturmaca içerisinde kendini unutmuş , belirli görevlerinin bilincinde robot gibi yaşamı olmuştur .
            Ta ki eline Aşk Şeriatı isimli kitap geçinceye dek !
Ella Rubinstein bir şeyler üretmek , faydalı olmak adına , çokta önemli bir görev olmayan ama onu yeterince motive edecek olduğuna inandığı bir işe başlamıştı . Bir yayın evinde kitap eleştirmeni asistanının asistanı olmuştu .
          İlk görevi ise Aşk Şeriatı isimli yeni çıkmış olan bir kitabı okuyup hakkında rapor hazırlamaktı . Kitabın yazarı A.Z. Zahara’ydı . Hakkında hiçbir bilgi bulunmamaktaydı ve kitabını yayınlanması için Amsterdam’a el yazısı halinde postalamıştı . Kitabın konusu ise Mevlana ve Şems Tebrizi’nin ilahi aşkıydı.
İşte Elif Şafak’ın Aşk isimli romanını okumaya başladığınız an , o an oluyor . Şems Tebrizi’nin Bağdat’ta gönüldaşını bulmak için yaşadığı imtihana , yolculuğuna , Konya’ya varışına , orada kimlerce sevilip kimlerce sevilmediğine şahit oluyorsunuz . Mevlana ile karşılaşmalarına , o evde yaşananlara şahit oluyorsunuz . Ahalinin Mevlana ile Şems’in dostluklarını anlamamasına , çekememesine hatta tuzaklar kurmasına şahit oluyorsunuz .
Şemsi , Mevlana’yı , Kimya’yı , Alaattin’i , Sultan Veled’i tanıyorsunuz .
Onları tanırken yolculuğa beraber çıktığınız Ella Rubinstein’dan kopmuyorsunuz elbette . Ella Aşk Şeriat’ı isimli kitabın raporunu hazırlamak yerine , A.Z. Zahara ile yazışmaya onu tanımaya başlıyor . Elindeki kitap hayatını değiştiriyor ve an geliyor birbirlerine aşklarını anlatacak kadar yakınlaşıyorlar..